Yorgunluğun Tarihi10.7.2017

Şehir insanlarının aşina olduğu, hayatın her döneminde karşımıza çıkan yorgunluk üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmacılardan biri İngiltere’de akademisyen olan Anna Katharina Schaffner. Hayatına sirayet eden yorgunlukla birlikte tarihin tozlu sayfalarında ilerleyerek yorgunluğu araştıran Schaffner, farklı kültürlerdeki yorgunluk araştırmalarını inceledi. Alman doktorlar yorgunluktan sıklıkla şikayet ederken Finlandiya’da kadın ve erkeklerin yorgunluğa karşı farklı yaklaşımlar gösterdiği, çözüme yönelik ise erkeklerin hastalık izni kullandığı gözlenmiştir. Almanlar yorgunluk için depresyonun “lüks hali” şeklinde bir tanım getiriyor. Schaffner ise yorgunluk ve depresyonun tamamen farklı şeyler olduğunu ileri sürüp, depresyonun kişinin kendisini sevmemesi, özgüven problemi yaşaması gibi etkilere sahip olduğunu, yorgunluğun ise kişinin kendisini tükenmiş hissetmesi şeklinde yorumluyor.

Modern yaşamın en pratik ve teknolojik ürünlerinden biri olan akıllı cihazlar yorgunluk ile doğrudan bağdaştırılıyor. Eskiden insanlar mesai saati bittikten sonra eve gidip kendisine zaman ayırıyorken şimdilerde mesai bittiği halde iş bitmiyor ve akıllı cihazlar iş veya başka sebeplerce aktif bir şekilde kullanılıyor. Teknolojinin insan hayatındaki yeri ve kullanım yoğunluğu kişilerin sınırlarını zorluyor, tükenmelerine sebep oluyor.

Yorgunluk Tarihi Roma İmparatorluğuna Kadar Uzanıyor

Schaffner, araştırmalarında daha eskiye gittiğinde yorgunluğun sadece modern yaşamın sorunu olmadığını, Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanan dönemlerde de görüldüğünü göstermiştir. Öyle ki Hıristiyanlık yorgunluğu manevi anlamda zayıflık olarak tanımlıyor.

Tarih boyunca görülen yorgunluk, modern tıbbın ilerleme göstermesiyle birlikte tıbbi bir terim olan “nevrasteni” (sinir zayıflığı) şeklinde tanımlamıştır. Oscar Wilde, Virgina Woolf, Charles Darwin gibi önemli ve ünlü isimlere sinir zayıflığı teşhisi konmuştur. Doktorlar bu rahatsızlığın Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıktığını, sosyal yaşamdaki gelişmelerin sebep olduğunu düşünüyordu.

Schaffner’a göre yorgunluk hep vardı fakat her dönemde yorgunluğun nedenleri ve getirdiği etkiler farklıydı. Geçmişte yorgunluk fiziksel bir hastalık kabul edilip dinlenme önerilirken şimdilerde enerji kazanmak için bitkisel destekler, psikolojik tedaviler, bilişsel çalışmalar uygulanıyor. Schaffner, her bireyin yorgunluğu yenme, enerjiyi yükseltme biçiminin farklı olduğunu belirterek, bu durumun kişiden kişiye göre farklılık gösterdiğinin altını çiziyor.   

" data-width="100%" data-num-posts="10">